|
BOR ve İNSAN

Bor, insan vücudu tarafından az
miktarlarda ihtiyaç duyulan, hücrelerde sentezlenemediği için besinlerle
dışarıdan alınması gereken önemli bir besleyicidir. 1981 yılına kadar bor
elementinin insanlar üzerinde bir etkisinin olmadığı düşünülmekte idi. Bu yıldan
sonra yapılan çalışmalarla borun, birçok tedavi için vazgeçilmez bir element
olduğu ve insan gelişiminde düşünülenin tam aksine etkin olduğu belirlenmiştir.
Dünya Sağlık Örgütü (WHO) tarafından günlük 2 – 3 mg B alınması önerilmektedir.
Her maddenin, su da dahil olmak üzere, yüksek dozlarda vücuda alındığında toksik
etki yapacağı bilinen bir gerçektir. Ayrıca maddeye maruz kalma şekli de
malzemenin kullanım şekline göre çeşitlilik gösterir.
Avrupa Birliği (AB), tehlikeli maddelerin sınıflandırılması, paketlenmesi ve
etiketlenmesine ilişkin 67/548/EEC sayılı Direktif çerçevesinde bor ve
türevlerinin “Kategori 2” altında “üremeye olumsuz etkili toksik madde” olarak
sınıflandırılması kararını hayvan deneylerine dayandırarak almıştır. Ancak
çalışmalarda baz alınan limit değerlere insanların maruz kalması mümkün
olamamaktadır.
Söz konusu maruziyet en fazla bor madenlerinde ve bu sektörde çalışan işçilerde
soluma yolu ile olmaktadır. Avrupa Gıda Güvenliği Otoritesine (EFSA) ait
raporlar incelendiğinde sudan ve gıdalardan alınabilecek bor miktarının Avrupa
Birliği limit değerlerini aşamayacağı yorumuna rastlanmaktadır (EFSA, 2004).
Enstitümüz tarafından desteklenmiş ve tamamlanmış olan bir projede günlük maruz
kalınan bor değerinin 6.48 mg B/ gün olduğu saptanmıştır. Henüz tehlikeli olan
üst limit bor ve türevleri için kesin olarak belirlenmemekle birlikte WHO bu
değeri 13 mg /gün olarak yayınlamıştır.
Şimdiye kadar ülkemizde ve dünyada insanlar üzerinde yürütülen epidemiyolojik
çalışmalarda bor elementinin üremeye toksik etki yaratacağı yönünde bir sonuç
gözlenmemiştir. Türkiye olarak hazırlanan tüm itiraz raporlarında derlenen
bilimsel çalışmaların sonuçlarının değerlendirmeye alınması konusunda AB’li
yetkililer uyarılmıştır. Ancak söz konusu yetkililer insanlar üzerinde yapılan
çalışmaların sayısının yetersizliğine vurgu yaparak karar aşamasında hayvan
deneylerine bağlı kalınacağını ifade etmişlerdir.
Enstitümüz bu konudaki çalışmalara üniversiteler ve araştırma merkezleri
işbirliği ile devam etmektedir.
|